
Eskiden çok tutucu heavy metalciydim. (NWOBHM dönemi ekseninde) En iyi ve gerçeğinin 80'lerde yapıldığını düşünüp, güncel grupları önemsemezdim. Ama şimdi tam tersi. Şöyle tersi; eski gruplara hala son derece gibi bağlı olmakla birlikte güncel grupları da önemsiyorum, dinliyorum, seviyorum. Bu müziğin sürekliliği gerekli.
Heavy metalin hard rocktan, rock'n rolldan farklı bir müzik olduğunu düşünüyorum. Farklı bir yaşam formundan kaynaklanan bir müzik çünkü.
Glam gruplarını sevmiyorum.
Eskiden az da olsa black metal dinlerdim ama dinlediğimden daha çok eleştirirdim. Eleştiri sebebim bunların ırkçı, faşist ideolojileriydi. Sonrasında bu grupları merak ettim, ayrıntılı incelemeye başladım. İdeolojik olarak hala taban tabana zıtım. Ama incelerken süper kere süper black metal grupları keşfettim. Kafama saksıyı düşüren Darkthrone'un son dönem müziği oldu.
Dream Theater üyelerinin hepsinin ayrı ayrı çok iyi müzisyen olduğunu düşünüyorum. Özellikle Petrucci'nin Suspended Animation albümü süperdir. Ama bu beş iyi müzisyen bir araya gelip de Dream Theater olduklarında topuklayıp kaçıyorum. Kabir azabı.
Barış Manço'yu hiç sevmedim. Küçükken de sevmedim. 7'den 77'ye deki çocukları izlemek güzeldi sadece.
Akademisyenim. Ama şu heavy metale ayırdığım vakti akademik işlerime ayırsaydım nasıl olurdu diye düşünmek istemiyorum çoğunlukla. Hayatımı kaydırdı bu müzik. Ama seviyoruz işte. Müzik güzel birşey. Az çok edindiğim etelektüel brikimimi bu biçimde kullanmak çok zevkli.
Bir grup popüler olduğunda ondan uzaklaşıyorum. Çok bencilim bu konuda. Sadece ben ve sevdiğim birkaç arkadaşım dinlesin istiyorum. Popüler olanı yok sayme hevesi değil, garip bir sahiplenme duygusu.
Önceden "Nirvana geldi hevi metali öldürdü yeaaa" diye salakça bir saplantının peşinden gidiyordum. Nirvana'nın müzikte değişim rüzgarları estirdiği doğrudur, heavy metalin ilgiden düşmesini sağlamıştır bu rüzgar. Ama iyi ki sağlamıştır yoksa heavy metal hiç kendini yeniden üretemeyecekti ve aynaya bakıp "ulan ne biçim işe döndük herkes Amerikan tarzına yöneldi, haydın basalım gaza artıkın" demeyecekti. Bu anlamda iyi ki Nirvana var oldu.
Heavy metalin hard rocktan, rock'n rolldan farklı bir müzik olduğunu düşünüyorum. Farklı bir yaşam formundan kaynaklanan bir müzik çünkü.
Glam gruplarını sevmiyorum.
Eskiden az da olsa black metal dinlerdim ama dinlediğimden daha çok eleştirirdim. Eleştiri sebebim bunların ırkçı, faşist ideolojileriydi. Sonrasında bu grupları merak ettim, ayrıntılı incelemeye başladım. İdeolojik olarak hala taban tabana zıtım. Ama incelerken süper kere süper black metal grupları keşfettim. Kafama saksıyı düşüren Darkthrone'un son dönem müziği oldu.
Dream Theater üyelerinin hepsinin ayrı ayrı çok iyi müzisyen olduğunu düşünüyorum. Özellikle Petrucci'nin Suspended Animation albümü süperdir. Ama bu beş iyi müzisyen bir araya gelip de Dream Theater olduklarında topuklayıp kaçıyorum. Kabir azabı.
Barış Manço'yu hiç sevmedim. Küçükken de sevmedim. 7'den 77'ye deki çocukları izlemek güzeldi sadece.
Akademisyenim. Ama şu heavy metale ayırdığım vakti akademik işlerime ayırsaydım nasıl olurdu diye düşünmek istemiyorum çoğunlukla. Hayatımı kaydırdı bu müzik. Ama seviyoruz işte. Müzik güzel birşey. Az çok edindiğim etelektüel brikimimi bu biçimde kullanmak çok zevkli.
Bir grup popüler olduğunda ondan uzaklaşıyorum. Çok bencilim bu konuda. Sadece ben ve sevdiğim birkaç arkadaşım dinlesin istiyorum. Popüler olanı yok sayme hevesi değil, garip bir sahiplenme duygusu.
Önceden "Nirvana geldi hevi metali öldürdü yeaaa" diye salakça bir saplantının peşinden gidiyordum. Nirvana'nın müzikte değişim rüzgarları estirdiği doğrudur, heavy metalin ilgiden düşmesini sağlamıştır bu rüzgar. Ama iyi ki sağlamıştır yoksa heavy metal hiç kendini yeniden üretemeyecekti ve aynaya bakıp "ulan ne biçim işe döndük herkes Amerikan tarzına yöneldi, haydın basalım gaza artıkın" demeyecekti. Bu anlamda iyi ki Nirvana var oldu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder